Engelleri Aşan Dahiler Vakfı
Yarışma İkincisi

Pınar ULUDAĞ
ANKARA


İnsanoğlu, tarih boyunca çıkar çatışmalarına rağmen yine de kendi hırslarına ve bencillik duygularına yenilmeyip, içindeki karşılıksız yardım ve hizmet anlayışını muhafaza etmeyi başarabilmiştir. Sahip olduğumuz bu anlayış, tarihsel süreç içinde sürekli gelişerek 'dayanışma ve yardımlaşma' düşüncesini 'insan odaklı bir medeniyet bilinci'ne dönüştürmüş ve toplumsal farklılıkları ortak amaçlar etrafında buluşturarak bugünkü modern "Vakıf Kültürü" anlayışımızın şekillenmesini sağlamıştır. İnsan odaklı bu şefkat kültürü anlayışı, hayata karşı duyulan sevgi ve saygının hukuki temellere dayandırılan kurumsal vakıf yapılarına dönüşmesiyle hayat bulmuş ve yüzlerce yıllık birikimiyle de "Vakıf Medeniyeti" olmanın sağlıklı bir toplum geleceği açısından önemini korumasını sağlamıştır.

Tarihsel süreç boyunca elde edilen birikimlerin bir sonucu olarak, zengin vakıf medeniyeti çatısı altında oluşturmuş olduğumuz dayanışma kültürümüzün en önemli taşıyıcı kolonlarından başlıcasını, dün olduğu gibi bugün de toplumun ihtiyaçlarına ışık tutmuş olan ve birikimlerini varlığının amacı olan paylaşma kültürüyle toplumumuza aktaran sağlık alanındaki vakıf kurumlarımız oluşturmaktadır.

Bu kurumlarımız, geçmişten günümüze kadar geçen sürede çağın gereklerine ve toplumun ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi gereken yönlerinin tayininde sürekli çözüm odaklı bir arayış içerisinde olmuş ve büyük başarılara imza atmıştır. Ama gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var ki, o da çağımızın artık geçmişten çok daha hızlı bir biçimde değiştiği, küreselleşme sürecindeki dünya gerçeğimizdir. Artık bilginin yenilenme ömrünün bile 2 seneye düştüğü içinde bulunduğumuz Bilgi Çağı'nda, sağlık konusunda faaliyet gösteren mevcut vakıflarımızın çağın gerektirdiği uygulamaları ön plana çıkarması ve çağımızın hızına ayak uydurabilecek hızlı dönüşüm mekanizmaları geliştirmesi gerekirken, yeni kurulacak olanların da modern yaşamın özelliklerine uygun bir biçimde yapılandırılarak toplum hizmetine sunulması icap etmektedir.

Zengin bir vakıf medeniyetinin mirasçısı olarak, amacı toplumsal dayanışma ve yardımlaşma olan bu mirasın günümüz dünyasında değerinden bir ödün vermeden yaşatılmasının en önemli yollarından birini, hızla gelişen modern dünyanın engin tecrübelerinden faydalanabilecek nitelikte olan ve yeni toplumsal ihtiyaçlara cevap veren yeni nesil vakıf kurumlarımızın hayata geçirilmesi oluşturacaktır.

Yeni nesil vakıf kurumlarının en önemli özelliği, geniş bir bakış açısı etrafında ihtiyaç tespiti yaparak mevcut hizmetlerin sonuçlarından mümkün olduğunca fazla kişinin yararlanabilmesinin sağlanması şeklinde olmalıdır. Bu nedenle hizmete açılması düşünülen yeni nesil vakıf kurumlarımızın, 21. yüzyılın mantık çerçevesi içerisinde bakış açıları geliştirmeleri, vizyon sahibi olmaları, yenilikçi düşünmeleri, projeler üretmeleri, kurumlar ve üniversitelerarası iş birliklerine girişmeleri, bilişim teknolojilerini etkin bir şekilde kullanabilmeleri, beklentilere hızlı bir biçimde cevap verebilme mekanizmaları geliştirmeleri gibi çağın gerektirdiği daha bir çok özelliği kendi hizmet anlayışı içerisinde özümsemesi ve toplum yararına faydalı olabilecek hizmetlere dönüştürebilmesi gerekmektedir.

Bu hizmetlerin başında herkes tarafından kabul görmüş olan sağlık konusunun gelmesi, insanların uzun yaşama arzularının ve yaşam kalitelerine olan bağlılıklarının bir neticesidir. Bugün ihtisaslaşmalar nedeniyle sağlık ekseninde ele alınabilecek konuların sayısının fazlalığı, doğru vakıf ihtiyaçlarının neler olabileceğinin tespitini de oldukça güçleştirmiştir. O nedenle, eksikliği duyulan ama toplum içerisinde farkındalığı çok daha az olan bazı konulara yönelik yeni nesil vakıf müesseseleri oluşturulmasının, doğru toplumsal ihtiyaçları karşılama yönünden daha isabetli olacağı düşünülmektedir.

Karşılaşılan alternatifler arasında engelleri nedeniyle sıkıntılar yaşayan ama zekâ kapasitesi ile ön plana çıkan engelli dâhilerimize yönelik bir vakıf müessesesi kurulmasının, bu konuya olan farkındalığı artıracağı ve uygun bir ihtiyaca cevap vereceği öngörülmektedir. Bu yüzden, ben bir vakıf kursam bunun "Engelleri Aşan Dâhiler Vakfı" olmasını isterdim.

Hızla değişen dünyamızda artan rekabetin bir sonucu olarak ortaya çıkan yeni sorunlar, beraberinde yeni çözüm arayışlarına girilmesine de neden olmuştur. Ekolojik dengenin bozulması, su kaynaklarının tükenmeye başlaması, fosil yakıtların yol açtığı problemler, alternatif enerji çözümleri, biyolojik çeşitliliğin azalması, hastalıklarla mücadele, verimliliğin artırılması gibi sorunların yanına bir de ekonomik krizler, teknolojik yetersizlikler, mali sorunlar ve diğer küresel problemler de eklenince, ülkeler için yetenekli insanların üretecekleri çözüm önerileri ve geliştirecekleri stratejik iş birlikleri çok büyük önem arz etmeye başlamıştır. Bu yetenekli insan ihtiyacının karşılanması düşüncesi de ülkeler arasında kıyasıya bir beyin ithali yarışının başlamasına yol açmıştır.

Dışarıdan beyin göçü alamamasına rağmen kendi başarılı insanlarını da elinden kaçıran bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin, sahip oldukları yetenekli insanlara daha çok sahip çıkmaları ve toplumsal fayda yaratacak çözüm mekanizmaları geliştirebilmeleri, geleceklerine yön verebilmeleri açısından son derece önem taşımaktadır. Mevcut problemlerin çözümüne katkı sağlayabilecek her türlü insan gücünden faydalanabilmek ve bu kişileri süreçlere dahil ederek katma değeri yüksek çözümler üretmeye başlayabilmek, gelişen ülkelerin düşünmesi gereken öncelikler arasında yer almalıdır.

Bu yüzden artan sorunların çözümlerinde ülkemizde sahip olduğumuz zekâ potansiyelinden maksimum seviyede faydalanabilmek için, sadece üniversitelerimizde yetiştirdiğimiz değerli bilim ve sanat adamlarımızdan değil, aynı zamanda engelleri dolayısıyla doğuştan veya sonradan yaşam kaliteleri sıkıntıya girmiş olan yetenekli insanlarımızdan da faydalanmak durumundayız.

İşte Engelleri Aşan Dâhiler Vakfı bu noktada kendi sağlık sorunlarının çözüm arayışında olan ve sahip olduğu zekâ seviyesini boş yere atıl durumda tutan engelli insanlarımıza, hem engellere karşı çözüm arayışlarında yardımcı olunması hem de akli melekelerinden mümkün olduğunca faydalanılması için stratejik bir kurum olma özelliğini taşımaktadır. Bu yönüyle de doğru bir ihtiyacı karşılamaya yönelik bir kurum olduğu ve yeni nesil bir vakıf anlayışıyla hizmet etme ekseninde yapılandırıldığı açık bir biçimde ortaya çıkmaktadır.

Bir kurumun farklılık yaratabilmesi, ufkunun genişliğinin yanı sıra hizmet edebileceği kitlenin de özelliklerine bağlıdır. Engelli Dâhiler Vakfı için bu noktada örnek teşkil edebilecek bir çok tanınmış sanat ve bilim adamı vardır. Bu ünlü isimlere sadece daha yakından bakılması bile vakfın insanlık açısından ne kadar önemli kişilere hizmet edebilme potansiyelinin bulunduğunu açıkça göstermektedir.

Bugün fizik alanındaki çalışmalarından dolayı bilim dünyasında el üstünde üstünde tutulan ve eserleri kırktan fazla dile çevrilen felçli İngiliz Profesör Stephen William Hawking, kırk yedi yaşında duyma yetilerini tamamen yitirmiş olan 19.yy klasik müzik bestecilerinden Alman asıllı Ludwig Van Beethoven ve doğuştan görme engelli olmasına rağmen Harvard Üniversitesi Nöroloji bilim dalı profesörleri için bile şaşırtıcı bulgulara ve belgesellere konu olmuş olan ünlü Türk ressam Eşref Armağan gibi dâhiler sayılabilecek örneklerden bazılarıdır. Bütün bu insanların ihtiyaç anlamında buluştuğu tek ortak nokta ise, onlara güvenen, değer veren ve destek olan kişi ya da kurumların sayısının artırılmasıdır.

Vakfın çok geniş bir hizmet yelpazesi bulunmaktadır. Ama ulaşılması istenen hedef kitlenin engelli olması ve normal insanlardan daha gelişmiş zekâ düzeyine sahip bireylerden oluşması dolayısıyla, Engelleri Aşan Dâhiler Vakfı'nın ana hizmet konusunun iki temel ihtiyaç çerçevesinde yapılandırılması gerekmektedir. Bunlardan birincisi bedensel engelleri aşmaya yönelik çalışmaları içerirken, ikincisi de mevcut zihinsel potansiyelden en üst düzeyde faydalanabilmeyi sağlayacak eğitim imkânlarının oluşturulmasını içermektedir. Bu iki temel ihtiyacı kapsayan büyük bir vizyon ışığında da vakfın uluslararası düzeye taşınmasını sağlayacak çalışmaların yürütülmesi ve dünyaya örnek teşkil edebilecek bir sosyal marka haline getirilmesi hedeflenmektedir.

Sahip olunan yeteneklerin erken yaşlarda fark edilip geliştirilmeye başlanması vakfın öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle özel yetenekli kişilerin bebeklik dönemlerinde veya erken çocukluk dönemlerinde tespit edilmesi, aile bireylerinin bu konularda eğitilmesi, kişilere özel eğitim programlarının oluşturulması ve vakıfla olan bağlarının erken yaşlarda sağlanması gibi çalışmalar vakfın öncelikli eylem planı uygulamalarını içermektedir. Ayrıca engelli olan bu bireylerin toplumsal entegrasyonunu artıracak çalışmalar yapılması, sosyal projelere dahil edilmesi, yabancı dil öğrenimleri ve bilgisayar gibi bir çok konuda oluşturulacak eğitim imkânlarından yaralanmalarının sağlanması, üniversite eğitimi için desteklenmesi, psikolojik destek alması, burs imkânlarından yararlanması ve geleceğe dair hedefler oluşturması gibi kişileri teşvik edici, ateşleyici ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirici bir çok çalışma yürütülmesi de amaçlanmaktadır.

Engelleri dolayısıyla günlük yaşamlarında bir çok sorunu olan ve kafasındaki fikirleri bile çevrelerine aktarmada zorluklarla karşılaşabilen bu bireylerin sorunlarını ancak teknolojik bazlı çözümlerle atlatabileceği bir gerçektir. Bu nedenle bedensel engellere çözüm arayışı kapsamında temel hizmet anlayışının insan odaklı olduğunun vurgusu yapılarak, çeşitli yarışmalar düzenlenmesi, organizasyonlar yapılması, çözüm ortaklıkları kurulması, ulusal veya uluslararası çeşitli kurum ve üniversitelerle iş birliklerine gidilmesi ve engelli insanların hayatını kolaylaştırabilecek teknolojik tabanlı çözümlerin geliştirilmesi, vakfın farklılığını ön plana çıkarabilecek önemli çalışmaları teşkil etmektedir.

Çağımızın gereği olan bilişim ve internet teknolojilerinin aktif bir biçimde kullanılması, vakfın dünya ile olan iletişiminin sağlanmasında ve üyelerine götüreceği hizmetlerin geliştirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Bu bağlamda, internet üzerinden vakıfla ilgili her türlü bilginin verilmesi, dâhi çocukları ilgilendiren bilgi kaynaklarının oluşturulması, geleceğe yönelik projeksiyon yapan çalışmaların yayınlanması, e-kütüphane oluşturulması, etkinliklerin duyurulması ve online eğitim imkânlarının yaratılması gibi hizmetlerin vakıf çerçevesi içerisinde sunulması planlanmaktadır. Yapılacak olan bütün çalışmaların ve projelerin finansmanları için de devlet desteklerinden, AB fonlarından, firma sponsorluklarından, bağış kampanyalarından, üniversite desteklerinden ve diğer başka kaynaklardan faydanılması düşünülmektedir.

21.yüzyıl Türkiye'si muasır medeniyetler seviyesine ulaşmış olan ve bütün gücüyle insanlarına yatırım yapan yenilikçi bir ülke olacaktır. Toplumdan aldığının daha fazlasını toplumuna veren ve soy anlayışını değil insanı odak noktası olarak gören bir ülke olacaktır. 2009 yılının Vakıf Medeniyeti Sağlık Yılı olarak ilan edilmesi, bize sağlık ekseninde geliştirilmesi gereken yönlerin tayininde ve atılması gereken adımların belirlenmesinde bir vesile olacaktır.

Bu nedenle, Mustafa Kemal Atatürk'ün "kişinin yaşadıkça kıvançlı ve mutlu olması için gereken şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmasıdır" sözünü benimseyerek, bugünden yarına hazırlıklı olmamız ve insanlara ümit ışığı aşılayan bir vakıf medeniyeti çatısı altında gelecek kuşaklara hizmet eden modern kurumlar oluşturmamız, üzerimize düşen tarihi sorumluluklardan birisini oluşturmaktadır.

Yeni Türkiye'nin bilinçli insanları da üzerine düşen bütün görevleri layıkıyla yerine getirmeye çalışacak ve atalarının bu mirasını sonsuza kadar yaşatacaktır.

 

 

 

 

VakıfBank Burası Sizin Yeriniz
VakıfBank Burası Sizin Yeriniz